Türk Dizilerinden Unutulmaz Replikler…

Türk sineması ve dizilerinin hafızalarımıza kazınan yıllar geçse de unutmayacağımız birçok repliği vardır. İşte buyrun, sizler için bunları derleyelim:

 

“Biz ayrı ayrı cümleler içinde şiir gibiyiz de, bir araya gelince devrik bir cümleden ileri gidemiyoruz.”

 

Leyla ile Mecnun

 

“Şimdi o gidiyor ya, ikiden bir çıkınca ne kalır geriye? Bir kalır değil mi? Öyle değilmiş işte. Yarım kalıyormuşsun…”

Leyla ile Mecnun

 

Dünyanın ekseni kaydı Behzat. On iki santim yerinden oynadı. Sen bana bir santim bile yaklaşmadın!

 

Behzat Ç.

 

“Öyle bir kız ki, çocukluğumun bayram sabahları gibi. İnsan gözlerine bakarak nasıl söyler sevdiğini?”

 

Bana Masal Anlatma

 

“Sıfır bir değer değildir. Bir sayı bile değildir. Ancak başka bir sayının yanına gelince değer yaratır. Tıpkı sevda gibi… Sevdanın da tek başına değeri yok. İlle de biri olmalı. Sıfır ne kadar çoksa sayı o kadar çoğalır. Sevda da ne kadar çoksa insan o kadar çoğalır. Büyür…

Biri dese ki, Sevdamı al, kendine ekle, bir ömür ile çarp, sonra sonsuza eşitle. Yine değeri sıfır olur mu senin için?”

 

7 Numara

 

“Aşık olmak anlık bir şey. Birden her şeyin çok parlak göründüğü, birden en pastel renklerin bile ısınmaya başladığı, birden tüm yemeklerin bile çok daha lezzetli olduğu bir an bu. İnsan karar vererek aşık olmaz. Sadece bir bakar, olmuş…”

Kaybedenler Kulübü

 

“Dünyadaki herkesin parmak izinin farklı olması, kimsenin sana benim gibi dokunamayacağının kanıtıdır!”

 

Poyraz Karayel

 

“Ben sana değil resmine aşık oldum…”

 

Sevmek Zamanı

 

“Bir insan ne zaman ölüyormuş biliyor musun? Sevdiğinin hayalinde yaşamadığını anladığı anda.’’

 

Mutlu Ol Yeter

 

“Bazen ilk görüşte bilirsin, o insan senin kaderindir. Bazen bir ömür ararsın… Bulunmaz.”

 

Aşk Tesadüfleri Sever

 

“Asuman, sen şimdi arabalı vapurun güvertesinden denize bakacaksın ya, ciddiye alma! Bizim sevdamız ondan büyük…”

Bir Demet Tiyatro

 

“Çeşitliliği arttırıp, dayanıklılık kazanmak için hep biyolojik olarak kendimize en uzak en farklı olanı arzularız. Ona aşık olurmuşuz. Belki aşkın içine gömülü trajedinin de nedeni budur. Hep en olmayacak her zaman en uzak olanı istemeye programlıdır insanoğlu. İşte bu yüzden aşkın en tatlısında bile ağzımıza acı bir aroma gelir.”

 

İşler Güçler

 

“+Kolyeni bende unutmuşsun, akşam gel al.

-Yangında düşürdüm sanıyordum.

+Yangın sayılır.”

 

Ağır Roman

 

“-O zamanlar kaymakamın bir kızı vardı ya. Leman. Saçları ta buralarında. Rüzgarda yürüdü mü sanki pelerin sahibi bir balerin gibi oluyordu. O gün de maça gelmiş. Ben devamlı terliyorum. Daha maç başlamadan. Neyse, maç başladı. Hemen bir korner oldu. Korneri bizim Rıfat atmıştı. Bir yükseldim topa ikinci dakikada köşeye taktım topu. Alkış, kıyamet! Bir döndüm. Bizim Leman ayağa kalkmış alkışlıyor.

– Kaç sene kalmıştı o kız burada?

– İki sene. Giderken bana bir mektup bırakmıştı İzmir’e gelirsen ara diye. Ben de 5 sene sonra gittim.

– Bulabildin mi?

– Buldum. Hatta bir de çay içtik. Ben, o, bir de kocası. O ara golü yemişiz haberimiz yok anlayacağın. Burası için en güzel lafı Sadık hoca söylemişti kardeşim.

– Hangi Sadık hoca?

– Lisede edebiyat öğretmeni yok muydu yahu Afyonlu?

– Evet, evet tamam. Ne demişti…

– Hayal kırıklığının başkenti demişti..”

 

Vizontele